مطالب مرتبط:
5 + 1
یارانه ها
مسکن مهر
قیمت جهانی طلا
قیمت روز طلا و ارز
قیمت جهانی نفت
اخبار نرخ ارز
قیمت طلا
قیمت سکه
آب و هوا
بازار کار
افغانستان
تاجیکستان
استانها
ویدئو های ورزشی
طنز و کاریکاتور
بازار آتی سکه
شنبه، 26 آبان 1397 ساعت 23:022018-11-17بين الملل

İslam coğrafyasındaki baskıcı yönetimler


Ali Bulaç Ali Bulaç: İslam coğrafyasındaki baskıcı yönetimler, temelini fıkıh ve kelam kitaplarımızdan alıyor.

IranBalkan(IRBA)-İslami Analiz:Ali Bulaç, kendi sitesinden yayınladığı yazısında İslam coğrafyasındaki baskıcı yönetimlerinin fıkıh ve kelam kitaplarımızda karşılığı olduğunu belirterek, sorunun çözümüne bu kaynakların gözden geçirilmesiyle başlanması gerektiğine işaret etti.

Ali Bulaç: İslam coğrafyasındaki baskıcı yönetimler, temelini fıkıh ve kelam kitaplarımızdan alıyor Ali Bulaç, kendi sitesinden yayınladığı yazısında İslam coğrafyasındaki baskıcı yönetimlerinin fıkıh ve kelam kitaplarımızda karşılığı olduğunu belirterek, sorunun çözümüne bu kaynakların gözden geçirilmesiyle başlanması gerektiğine işaret etti.

Baskıcı yönetimlerin “fıkhi temeli” Geleneksel fıkhımızın tarih içinde teşekkül eden hamulesiyle bugünkü sosyo-ekonomik sorunlarımızı çözemeyeceğimiz gibi, esasında uzun yüzyıllardan beri herhangi bir gelişme gösteremeyen kelam’la da bugünkü entelektüel sorunlarımıza cevap bulamayız.

Bunun sebeplerinden biri geleneksel fıkıh ve kelamın teşekkülünde nassların yanlış kullanımının oynadığı rol kadar, daha fazlası, tarih görüşümüz ve içtihatların teşekkül ettiği zamanın sosyo-politik şartların belirleyici konumda rol oynamasıdır.

Fıkıh usulünün belirli kurallarından biri, içtihadi bir meselenin mutlaka kaynağını nasstan almasıdır.

Bu doğrudur, fakat hukukun kaynakları arasında Sünnet sayıldığında sahih olanı ile olmayanı dikkatlice birbirinden ayrılmadığında ve özellikle sahabelerin içtihat ve tatbikatları “nass seviyesi”nde kullanıldığında önemli problemler doğmaktadır.

Kur’an ve Sahih Sünnet seviyesinde olmayan her metin “nass” değil, ancak “dogma” hükmündedir.

Yazık ki fıkıh külliyatımız “nasslar” yanında çok sayıda “dogma”yı da bağlayıcı kaynaklar arasında saymış ve içtihatlarda kullanmıştır.

Bugün İslam dünyasının neredeyse tamamında baskı rejimleri, yolsuzluklar, gelir bölüşümünde adaletsizlikler, sosyal çürüme, ahlaki yozlaşma vb.

sorunlar hükmünü icra ediyorsa bunun sebeplerinden birisi budur.

Bu sebep bugüne devralıp ısrarla korumaya çalıştığımız öylesine kuvvetli bir mirastan beslenmektedir ki, siyasetten sosyal hayatın hemen hemen her alanına nüfuz etmiş bulunuyor.

Bugünden geçmişe baktığımızda Muaviye’nin bir ihtilal ile yönetimi ele geçirdiğinden beri yönetimlerin meşru bir temele dayanmadığını, politika üretir ve tatbik ederken İslam’ın belirgin hükümlerine riayet etmediğini hepimiz söylüyoruz, ama kaynakları üzerinde yeterince kritik yapmaya yanaşmıyoruz.

Fıkıh kitaplarımızda yöneticilerin meşruiyeti ele alınırken baş vurulan deliller bu konuda hayli açıklayıcıdır.

Bu yazıda bir örnek vereceğim.

Vereceğim örnek doğrudan yönetim ve siyaset felsefesiyle ilgilidir.

Geleneksel fakihlere göre devlet başkanlığı dört yolla sübut bulur: 1) Fıkıh bilenlerin, başka bir deyişle ulemanın oluşturduğu Ehlü’l hal ve’l akd’in seçtiği kişi.

Fakihler bunun şer’i dayanağını Hz.

Peygamber (s.

a.

)’in irtihalinden sonra Hz.

Ebu Bekir’i halife seçen heyette bulmaktadırlar.

2) Bir önceki halifenin kendisinden sonra bir kişiyi devlet başkanlığına işaret etmesi.

Bunun dayanağı Hz.

Ebu Bekir’in kendisinden sonra Hz.

Ömer’i tavsiyesi etmesidir.

Hatta bu bir “tavsiye” veya bir “temenni”den çok, bağlayıcı bir “vasiyet” hükmünü taşır.

Bir bakıma “ta’yin”dir.

Bazı fakihler bu modelden hareketle devlet başkanının kendi çocuğunu veliaht tayin edebileceğini söylemişlerdir; örnek olarak Muaviye’nin kendinden sonra Yezid’i veliaht olarak tayin etmesini delil göstermişlerdir (Bkz.

Abdülkadir Udeh, “Mukayeseli İslam Hukuku ve Beşeri Hukuk” Çev.

Ali Şafak, 1991-Ankara IV, 328.

) Sanki sorun siyasi ve idari sistemi yapısal bir çürümeye uğratacak kötü sıfatlara sahip Yezid değil, Muaviye’nin yasal ve mülk üzerinde hak sahibi bir yetkili olarak oğlunu veliaht ilan etmesiyle çözülmüştür.

3) Üçüncü modele göre halife, kendisinden sonra iş başına gelecek olan kişiyi belirleme işini belli bir topluluğa bırakabilir.

Hz.

Ömer, kendisinden sonra halife olacak kişiyi altı kişilik bir heyetin kararına bırakmıştı.

4) En dikkat çekici olanı halifenin silah/güç kullanarak başa gelmesini “meşru” gören modeldir.

Silah zoruyla -yani darbe veya ihtilal yaparak- iş başına gelen teb’ayı kendine itaat etmeye zorlar, halk ona itaat etmeyi kabullenir.

Böylece güç kullanarak iş başına gelenin halifeliği sübut bulmuş olur.

Müslümanların zorbalıkla yönetimi ele geçiren ve istibdatla yöneten halifeye biat ve itaat etmeleri vaciptir.

Bu modelin dayanağı Emevi halifesi Abdülmelik bin Mervan’ın ona başkaldıran Abdullah bin Zübeyr’i şehid edip hilafet makamına gelmesidir.

Halk isteyerek veya istemeyerek Mervan’ın oğluna biat etti, hükmü altında yaşamayı kabullendi.

Fakihler, bu dört yoldan biriyle devlet başkanlığına gelen kişiye biat ve itaati vacip görmüş, ona karşı gelmeyi “bağy fiili” saymışlardır.

İlginçtir, “sahabe” olması hasebiyle Muaviye’nin Hz.

Ali’ye başkaldırması ve onbinlerce Müslümanın kanının dökülmesine yol açması fiilini “bağy” kategorisine sokmamışlardır.

Fakihlerimiz başka model üzerinde durmamış, mesela iktidarın şiddet kullanılmadan ve belli aralıklarla seçim yoluyla el değiştirme yöntemi üzerinde imal-i fikr etmemişlerdir.

Bu konu üzerinde yeterince imal-ı fikr etmedikleri gibi tek kişinin veya bir hanedanın yönetimini pekiştirici unsurları da fıkıh ve kelam kitaplarına geçirmişlerdir.

Şöyle ki: a) Fakihler, şu veya bu yolla seçilen halifenin hayat boyu bu makamda kalabileceğine hükmetmişlerdir.

Kayd-ı hayat tarihte ve bugün İslam ülkelerinde son nefeslerine kadar iktidarı bırakmayan yöneticilerin meşruiyet kaynağını oluşturur.

Dini monarşiler ve diktatörlükler büyük ölçüde bu mirastan beslenmektedirler.

b) Kur’an ve Sünnet bakış açısından yönetim teorisinin temelini teşkil eden “şura” fiilen geçersiz hale gelirken fakihler, şura’yı halkın; tabii temsilcileri, kanaat önderleri ve itibar ettiği alimler aracılığıyla karar mekanizmaları ve karar süreçleri üzerinde etkili olma enstrümanı olarak tarif etmemiş, ücret ve ihsanlarla tutulan kişilerin yöneticileri her karar ve icraatında tasdiklerinden ibaret görmüşlerdir.

c) Hz.

Ebu Bekir’den başlamak üzere iktidarın kutsanması, ilahi meşruiyete dayandırılması cihetine gidilmiş.

Hz.

Ebu Bekir kendisine “Allah’ın halifesi” diyenlere “Ben Allah’ın halifesi değilim, Resulü’nün halifesiyim” demek suretiyle muhtemel bir teokrasinin önüne geçmişse de, evini kuşatan isyancılara Hz.

Osman ‘Bu cübbeyi bana Allah giydirdi, ancak O çıkarır” demek suretiyle hilafeti ilahi/aşkın bir kaynağa dayandırmanın kapısını aralamış, daha sonraları Emevi halifeleri kendilerine “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi veya Allah’ın halifesi” ünvanını vermişlerdir.

Fıkıh ve Kelam kitaplarında yazık ki yeterince bu konu üzerinde durulmamış, zamanla Bizans ve Sasani etkisinde halife ve sultanlar, şahlar ve padişahlar yönettikleri memleketleri kendi mülkleri, teb’ayı da kulları saymışlardır.

d) Diğer önemli ve belki de en vahim olanı, Kur’an ve Sünnet yönetimin meşruiyetini, sebeb-i hikmetini adaletin tesisi, başka bir deyişle hukuka riayeti şartına bağlarken, fakihler güvenliği, toplumsal istikrarı esas alıp, yöneticinin hukukun dışına çıksa bile ona itaatin gerektiğini açık-seçik savunmuşlardır.

Sünni dört mezhebe ve Zeydilere göre “imam facir ve fasık olsa bile ona karşı çıkmak haramdır.

” Zahirilere göre ise, zulmeden halifeye onun zulmünün misliyle veya daha hafifiyle karşı çıkılıyorsa, yine de zalim halifenin yanında yer almak gerekir; çünkü baştakinin kötülüğüne karşı mücadele edilirken daha büyük bir kötülüğün ortaya çıkması muhtemeldir.

e) Bununla da yetinmeyen fakihler “ta’zir” adı altında devlet başkanına öylesine yetkiler tanımışlardır ki, Kur’an ve Sünnet’in öngörmediği “ölüm cezaları”nı fıkha sokmuş, yöneticinin -yani devletin- kendi gerekli gördüğü bazı suç fiillerine ölüm cezası verebileceğine hükmetmişlerdir.

Bazıları ise -Fatih Sultan Mehmed’in aldığı fetvada zikredildiği üzere “ekser-i ulema”- Şer’i Hukuk yanında Cengiz töresinden mülhem Örfi Hukuk icat etmiş, böylelikle devlet başkanına “Siyaseten katl” yoluyla muhaliflerini kolayca ortadan kaldırmaya cevaz vermişlerdir.

Bağy, ta’zir, irtidat (dinden dönme) ve siyaseten katl tarihimizde Hz.

Ali’nin şehadetinden bu yana hükmünü sürdüren istibdat ve zulüm yönetimlerinin “sözde meşruiyet” temelini oluşturmuştur.

Başka faktörler yanında bugün İslam dünyasının geneli baskı rejimleri altında ise, baskıların beslendiği en önemli kaynaklardan biri bizim fıkıh ve kelam kitaplarında karşılık bulan söz konusu tarihi mirastır.

آخرین اخبار سرویس:
SPV نفت در برابر غذا و کالا نیست/ از هل دادن اروپا به آغوش ترامپ و نتانیاهو خودداری کنیم/با وجود ساز و کار ویژه نیازی به نقل و انتقال چمدانی پول نیست

استرالیا حمایت خود از برجام را ادامه می دهد

العربی الجدید: چالش ارتش اسراییل در پی عملیات ضد صهیونیستی در کرانه باختری

عفو بیش از 16 هزار ارتشی فراری از سوی بشار اسد

یک شهید و چند زخمی در درگیری های کرانه باختری

ترامپ: آمریکا برای مذاکره هسته ای با کره شمالی عجله ای ندارد

زخمی شدن 4 نیروی نظامی لبنان در بعلبک

56 فلسطینی در کرانه باختری زخمی شدند

تصاویر صفحه نخست روزنامه های امروز شنبه 24 آذرماه

پومپئو برای عدم پاسخگویی درباره قتل خاشقجی، به محکومیت ایران پرداخت

ترامپ، سرپرست ستاد کارکنان کاخ سفید را منصوب کرد

سال 2018 و خرابکاری های غیرعادی ترین مستاجر کاخ سفید!

صفحه اول روزنامه های امروز (عکس)

مهمترین عناوین خبری ایرنا از شامگاه جمعه تا صبح شنبه

صفحه نخست روزنامه های شنبه

استرالیا حمایت خود از برجام را ادامه می دهد

هکرهای ایرانی چگونه یاهو و جی میل را دور می زنند؟

مهمترین عناوین خبری ایرنا از شامگاه جمعه تا صبح شنبه

عقب نشینی چین از اعمال تعرفه سنگین

کاخ سفید اتهامات کوهن را رد کرد

جسد عامل حمله تروریستی استراسبورگ+ فیلم

مردم افغانستان خواهان صلح پایدار و عزتمند هستند

مجروحیت خبرنگارالعالم حین پوشش تظاهرات بازگشت

معترضان در فرانسه خود را برای اعتراض های جدید آماده می کنند

استرالیا: غرب قدس پایتخت رژیم اسراییل

جنگ سرد آمریکا با مثلث ایران، روسیه و چین

استرالیا حمایت خود از برجام را ادامه می دهد

صفحه اول روزنامه های اصفهان- شنبه 24 آذر

سازش 5 فقره قصاص نفس در 8 ماه نخست سال جاری

بغداد سفیر ترکیه را فراخواند

کارگران مجارستان علیه نخست وزیر دیکتاتور خود شوریدند/قانون بردگی را لغو کنید

بزرگترین سندیکای کارگری فرانسه مردم را به نافرمانی های مدنی تشویق کرد/اعلام آمادگی جلیقه زردها

اتحاد موسسات محیط زیستی با اسراییل برای «به زانو درآوردن ایران بدون حمله نظامی» +تصاویر

استرالیا رسما قدس غربی را به عنوان پایتخت اسراییل به رسمیت شناخت

«اپل» کارخانه میلیاردی در خاک آمریکا می سازد

21 بار نقض توافقنامه سوئد توسط عربستان طی 24 ساعت

روزنامه های شنبه 24 آذر 97

گزارش های تایید نشده از وقوع درگیری در شهر الحدیده یمن

ماجرای پیام نوروزی ترامپ در کنار رضا پهلوی

دوره کاری «بانوی صورتی» در تلویزیون کره شمالی پایان یافت

اکسپرس بررسی کرد؛ آیا آمریکایی ها بستن تنگه هرمز از سوی ایران را جدی گرفته اند؟

احساس خطر آمریکا، دلیل توافق یمن در سوئد/ انصارالله توسط جامعه بین الملل به رسمیت شناخته شد

استرالیا غرب قدس اشغالی را به عنوان پایتخت رژیم صهیونیستی به رسمیت شناخت

مایکل کوهن: ترامپ می دانست پرداخت حق السکوت اشتباه است

دی میستورا با مقامات ایران،روسیه وترکیه در مورد سوریه دیدارمی کند

بغداد سفیر ترکیه را فراخواند

ناخرسندی کانادا از درگیرشدن در مجادله چین و آمریکا

دوره کاری بانوی صورتی در تلویزیون کره شمالی پایان یافت

ترامپ: برای مذاکره با کره شمالی عجله ای نداریم

اولین سفر توریستی-فضایی تا 6 ماه آینده

ماشین حمل پول 300 هزار دلار را کف جاده ریخت+تصویر

اولین سفر توریستی-فضایی تا 6 ماه آینده

واکنش ها به اعلام رسمی انتقال سفارت استرالیا به بیت المقدس

یعالون: اسراییل در برابر بادبادک های آتش زای نوار غزه درمانده شده است

سازمان ملل: یمن با بدترین بحران انسانی جهان روبرو است

واعظی به اردوغان چه گفت؟

مرکل: آینده مناسبات اتحادیه اروپا و انگلیس به تصویب توافقنامه خروج انگلیس وابسته است

پارلمان کوزوو به تأسیس ارتش رأی داد

«مقتدی» علیه چهره های نزدیک به ایران

ائتلاف آمریکایی بر ادامه عملیات در سوریه تاکید کرد

صفحه نخست روزنامه های امروز

دستاوردی که آخرین نشست سران دولت‎های عربی داشت؛ آشکار شدن شکاف های پنهان شورای همکاری خلیج فارس

کارخانه های اپل به آمریکا منتقل می شوند

محکومیت اقدام تشکیلات خودگردان فلسطین در سرکوب راهپیمایان

فرستاده سازمان ملل در سوریه با نمایندگان ایران، روسیه و ترکیه دیدار می کند

60 درصد ساحل های شنی ژاپن تا پایان قرن ناپدید می گردند

حمله هکرهای چینی به سیستم های مقاطعه کاران نیروی دریایی آمریکا

ترامپ میک مولوینی را به عنوان رییس موقت کارکنان کاخ سفید معرفی کرد

کاخ سفید اتهامات کوهن را رد کرد.

عراق از توافق طرف های یمنی در مذاکرات سوئد استقبال کرد

نشریه نومحافظه کار «ویکلی استاندارد» تعطیل می شود

هشدار آمریکا به اتباع خود درباره سفر به شمال فلسطین اشغالی

حمله جنگنده های رژیم سعودی به الحدیده یمن

ترامپ هم از رضا پهلوی حذر کرد

روزنامه های اقتصادی شنبه 24 آذر 97

چین افزایش تعرفه واردات بر کالاهای آمریکایی را به تعویق انداخت

«میک مولوینی» جانشین جان کلی شد

ترامپ: برای مذ اکره با کره شمالی عجله ای نداریم

توافقات مذاکرات سوئد هنوز تاثیر ملموسی بر مردم یمن نداشته است

پاسخ بی ربط پمپئو به سوال خبرنگاران در مورد قتل خاشقجی

پارلمان اروپا خواستار آزادی زندانیان سیاسی در مصر شد

استقبال مسکو از توافقات صلح یمن در سوئد

بازداشت معترض حامی مهاجران در مرز های آمریکا+فیلم

کنفرانس خبری سالانه پوتین 29 آذرماه برگزار خواهد شد

استقبال وزیر خارجه عربستان از توافق گروههای یمنی

شهادت یک فلسطینی و زخمی شدن ده ها نفر در کرانه باختری و غزه

پارلمان کوزوو به تاسیس ارتش رأی داد

روزنامه های ورزشی شنبه 24 آذر 97

بررسی پرونده قتل خاشقجی در نشست مشترک اتحادیه اروپا و اتحادیه عرب

عضویت رژیم صهیونیستی در FATF نباید ما را دلسرد کند/می توانستیم زودتر پروسه را طی کنیم

جلیقه زردها در لندن

زمزمه نقض توافقنامه سوئد از سوی متحد ریاض

مداخله سیاسی در بازداشت مدیر هوآوی وجود ندارد

گفت و شنود/ منطقه امن!

احتمال تشکیل جلسه شورای امنیت برای بررسی تنش میان کوزوو و صربستان

مایکل کوهن: ترامپ می دانست پرداخت حق السکوت اشتباه است

احتمال تشکیل جلسه شورای امنیت برای بررسی تنش میان کوزوو و صربستان

نمایی از ابری شگفت انگیز در آمریکا

عضویت رژیم صهیونیستی در FATF نباید ما را دلسرد کند/می توانستیم زودتر پروسه را طی کنیم

ترامپ تا زمان آزادی کشتی های اوکراینی و ملوانانش با پوتین دیدار نمی کند

İslam coğrafyasındaki baskıcı yönetimler

İslam coğrafyasındaki baskıcı yönetimler